UYANIŞ 55
Zihinsel Kurgu ile Ontolojik Gerçeklik Arasında Varlık
Varlık, tarihsel süreç boyunca toplumlar, kültürler ve inanç sistemleri tarafından üretilen sıfatlandırmalar aracılığıyla tanımlanmış ve bu tanımların sınırları içinde anlamlandırılmıştır. Bu zihinsel kurgu, bireyin kendilik algısını biçimlendirirken, varlığın özünde taşıdığı ontolojik gerçekliğe erişimini de büyük ölçüde perdelemektedir. Bu nedenle sorgulanması gereken, varlığın kendi içsel oluşumlarını neden inkâr etmeyi tercih ettiğidir.
Varlığı parçayı bütüne, bütünü parçaya ayırarak açıklamaya çalışan yaklaşımlar, düşünsel bir düzen kurma çabası olarak ortaya çıksa da, çoğu zaman varlığın bütünsel doğasını göz ardı eden daraltıcı bir yaklaşıma dönüşmektedir. Bu durum, ontolojik gerçekliğin yerine zihinsel kurgunun onun yerini almasıyla sonuçlanır.
İnsanı mekanik yapılardan ayıran temel fark da bu noktada belirginleşir. İnsan, duyular aracılığıyla deneyimini düzenleme ve anlamlandırma yetisine sahiptir; bu yeti, onu salt programlanmış bir varlık olmaktan çıkarır. Her ne kadar bu kapasite belirli yapısal sınırlar içinde şekillenmiş olsa da, Tanrı’nın bireye bahşettiği çözümleme gücünün kapsamı ancak varlığın kendini tanıma ve keşfetme süreciyle açığa çıkar.
Güç, varlığın özünde saklı duran ve keşfedilmeyi bekleyen bir potansiyeldir. Bu potansiyele erişim, zihnin ürettiği kurgu ve yanılsamalardan arınarak bilinç katmanlarının aşamalı biçimde çözülmesini gerektirir. Bilinç katmanlarını aşabilmenin ön koşulu ise, bireyin gerek dışsal otoriteler tarafından gerekse kendi benlik algısı içinde inşa ettiği sıfatlandırmalardan özgürleşmesidir. Özgürlük, tam da bu çözülme anında ontolojik bir anlam kazanır ve varlık için gerçek bir varoluş alanı hâline gelir.
16/25.01.2026 Ayşe Aygün

